24 Mayıs 2011 Salı

İstanbul Sempatizanlığı !

Aslında yazıcak çok şey var. Düşünürsek bi o kadar da yazmamak gereken şey var.

Düşünücek olursak bi takım tutmak ile İstanbul takımı tutmak arasında çok fark vardır. Senelerdir söylenmese de artık bazı yorumcular tarafından dile getirilmeye başlandı.

Tabi iş böyle olunca İstanbul cephesi'nden tepki geliyor. Rahat bırakın, zorla iş yapmayın gibi. Aslına bakılırsa birini zorlamak benimde işime gelmiyor. Nasıl anlatayım bilemedim zorla sen şu takımı tutucaksın demek pek mantıklı birşey olmasa gerek.

Senelerdir şehirlerde anlatılamayan şey ise sanırım şu ;

Kayseri'de yaşayan bir kişinin Şehri, Semti , Televizyon haricinde stadını görmediği bir takımı tutması bana göre Birkirkara'yı tutmaktan farksızdır. Senelerdir yanlış anlaşılan , uygulanan bir durumda var bana göre.

Her şehirde farklı takımları tutan, destekleyen taraftarlar vardır. Örnek vericek olursak Nevşehir, İstanbul, Ankara, Antalya vs.. şehirlerinde ikamet edip yada ikamet etmek zorunda olan bir kişinin başka takımı tutması bana göre garip bir durum değildir.

Yani bu profilin bile iki çeşit farklı versiyonu olduğunu düşünebiliriz.

Geçtiğimiz günlerde Sivas'ta yaklaşık 10 bin fenerbahçe taraftarına bilet ayrılmasına karşın tüm şehrin sarı-lacivert olması pek hoş bi görüntü, izlenim yaratmadı bende.

Söylenicek tek şey var : Şehrini Savun Arkadaş, O Seni Savundu Yıllardır !

15 Mayıs 2010 Cumartesi

Güle Güle Tolunay Kafkas !

Uzun zaman oldu. "Tolunay istifa" sesleri başlayalı da çok olmuştu. Zamanı gelmiş geçmişti artık, şimdi sana güzel veda etmek isterdik hocam fakat kusrumuza bakma.

Geçen gün yerel bi tv kanalında yaptığın açıklamalar hiç hoş olmadı. Bi taraftan da hala defans oynatmıyorum demekten çekinmiyorsun. El insaf Kafkas, bu yazıyı yazarken bir taraftan Antalya maçını izliyorum. Maçta yarım saat geride kalmış orta sahayı kaç kere geçmişiz hocam?

Hucumdan demek istediğimizi tam olarak anlatamadığımızı düşünüyorum açıklamaları duyduktan sonra. Yani bahsettiğim şey şu;


Benim demek istediğim hucum budur. Yani durum 7-2 olmazdı belki. Belki 5-0 yenilirdik o maçta orasını bilemicem. Fakat nolursa olsun hücum futboluyla yenildiğimizde bile keyif veren bir takımımız vardı. Senle kaybettiğimiz şey buydu.

Bir konuda taraftarla iletişimin kesinlikle yok. Bir programa çıkartmışar, söylemediğini bırakmamış. Neyse umarım yeni hocamız ile daha iyi bir lig geçirelim gelecek yıl için.

Üzüntüyle değil büyük bir sevinçle söylüyorumki GÜLE GÜLE Tolunay Kafkas!

9 Nisan 2010 Cuma

Değiştirlmeye Çalışılan Tribünler ve Kayseri !

Bildiğimiz gibi son günlerde gündemde olan bir konu var. Çıkmış ve yürülüğe girecek bir anayasa maddesi. Herkesin dilinde. Fakat kimse tam olarak neyi içerdiğini, ne getirdiğini, ne götürdüğünü bilmiyor açık olarak söylemek gerekirse.

Öncelikle bu yasa neleri kapsıyor biraz bunlardan bahsetmek istiyorum. Yasanın genel amacı yıllardır söylediğimiz gibi Tribünü meslek haline getirmeye çalışanları yok etmek. Yani bu yasayla birlikte kültürlü, kariyer sahibi kişilerin tribünde bulunması. Bedava biletin, otobüslerin tamamen bitirilmesi. Genel olarak bunlardan bahsediyor yeni çıkacak olan bu madde.

Öncelikle tribünlerde artık takım elbiseli insanları görmek gerçekten çok vahim bir tablo çiziyor. Aslında yasa bazı kesimler tarafından olumlu karşılanmasada asıl amacı bilinçli taraftar kesimleri yaratmak. Örneğin hafta içi çalıştığı şirkette -Bey olarak hitap edilen kişi hafta sonu üstüne atkısını formasını alıp maç izleyecek. Deplasmanlara gelecek.

Yani kulüpler üzerinden yükler yavaş yavaş indiriliyor. Bazı kulüp taraftarlarına sınırsız destek verildiğini fazlasıyla biliyoruz. Kulübümüz açısından bu pek söz konusu değil. Gerçi deplasman yapan tartışılmaz tek taraftar grubumuz var. Tribünde rant yapısına uzun zamandır karşıyım. Dernek başkanlarının aldığını duyduğumuz rakamlar dudak uçuklatır nitelikte. Neredeyse Cumhurbaşkanı maaşı ile eşdeğer şekilde. Bunu bu şekilde düşündükten sonra kendini kullanılıyormuş gibi hissetmemek elde değil.

Kim ne kadar yasa çıkarırsa çıkarsın tribün adına el altından dönen rant ve gelirler mutlaka olacaktır. Fakat en azından eskisi kadar çoğalmayacaktır.

Bu durum beni sevindirdi açıkcası. Gerçi yakınen tanıdığım taraftar grubu sadece Kapalı Kale. Diğer grupları bilmediğim için genelleme yapamıyacağım şu an için. Fakat yeni stadyum ile birlikte bu grubun neler yaptığını tek tek anlatmamıza gerek yok neticesinde herkes fazlasıyla grubun hakkını verecektir.

Bu tribün grubunda söylenilen takım elbiseli tribün liderleri yada grubu yöneten takım elbiseli şahıslar yok çok şükür.

Şehrimiz adına herşey yavaş yavaş yoluna oturmaya başladı gibi görünüyor. İlgi ve istek gün geçtikçe artıyor. Özellikle genç kesimde yani çocuklarda maç oynarken üstlerindeki formalar ve kendilerine hitap şekilleri beni gerçekten mutlu ediyor. Çocuklar arasında isim kapma yarışında herkesin gol atma potansiyeli olduğu için Makukula şu an için çok sık duyduğum revaşta isimlerin başında geliyor :)

Umarım çıkacak bu yasa tribünümüz adına daha iyi şeylere gebe olur.

7 Nisan 2010 Çarşamba

Nasılsınız?

Dün TRT ekranlarına gelen "Tayfun Talipoğlu"'nun sunduğu "Nasılsınız" programının bu haftaki konuklarının tribün liderleri olduğunu duyunca çok sevinmiştim açıkcası.

Sonradan programa Kayserispor adına bir kişinin katıldığını öğrendik. İlerleyen saatlerde bu kişinin Kayserispor ile alakası olmayan biri olması beni fazlasıyla tedirgin etti. Çünkü yapacağı şey açık, net bağırıyordu. Yine reklam çabasına girecek, yönetime saracaktı.

Programdan önce çok sayıda telefon ve faks gitmiş olsa gerek ki TRT kuruluşuna program başında bizi temsil etmiyor yönünde açıklamalar geliyor diyerek ilk sözü verdi ve malesef şov başladı. O dakika itibariyle programa pek bakma isteği kalmadı içimde.

Fakat söz Diyarbakır temsilcisine geldiğinde iş birden makaraya sarmaya başladı. Selim Kurtulan bir taraftan geriliyor bir taraftan söz hakkı bekliyordu. Neticesinde Bursaspor başkanı bağlandı televizyona. Telefonu kapatırken Tayfun Talipoğlu'nun "iyi eğlenceler" demesi beni iyi derecede gülme krizinin eşiğine itti.

Beklediğim kadar kötü bir program geçmedi aslına bakılırsa. Çok fazla söz hakkı düşmemişti bizimkine. Selim Kurtulan'ın son sefer bizimkini bozması üzerine tamamen söz hakkı almayı bıraktı daha sonra. Burdan da Paşa Selim'e saygılar diyorum :)

8 Şubat 2010 Pazartesi

Tarafını Göreceğiz TFF!

Uzun zamandır devam ediyor bu üç büyütülmüşler ayrımcılığı ülkemizde. Yıllardır kulübümüze ceza yağıyor sebep: X karşılaşmasında edilen küfürlü tezahurat. O gün akşam Y büyütülmüş takımının maçı olur 90 dakika birine küfrederler onlara hiçbir ceza yok.

Oynadığımız Galatasaray maçının raporunu ve kulübümüze gelmesi muhtemel cezayı dört gözle bekliyorum. Çünkü öyle ki, Ercan Saatçi'ye küfür eden Galatasaray taraftarına ceza gelmemişti 2 dakika limitini aşmadıkları gerekçesiyle. Asla ve asla Galatasaray maçında 2 dakika toplu küfür söz konusu olmadı. Maçın son kısmında hakeme 30-40 saniyelik bi i*bne hakem sesleri yükseldi Kadir Has'ta.

Şimdi 2 Dakika limitini aşmayan Galatasaray taraftarını akıllı taraftarlar limiti aşmadı şeklinde yaklaşan yorumlar yapan Gazeteciler ve bazı spor medyasının önde gelen isimleri bu tarz üç büyütülmüşler karşısında oynadığımız maçlarda 5 saniyelik kesimi mutlaka gündeme taşıyorlar.

TFF Tarafından açıklanacak kararları ve gelecek cezaları bekliyorum. Tabiki kulübe ceza gelecek bundan eminim. Fakat üstüne kim düşecek bu konunun henüz kestiremiyorum. Çünü ANADOLU her zaman eziliyor. Üç büyütülmüş yandaşlarını ŞİDDETLE KINIYORUM!

Kayserispor-Galatasaray

Maç heyecanı erkenden başlamıştı. Öyle ki galip geleceğimizden emindim. Bir gün öncesinde maç rüyama girmiş 28. Dakika da 3-0 öne geçmiştik. Maça dönecek olursak, işten çıkmam stadyuma ulaşmam 19:00 sularındaydı. Fakat gariptir ki içeri girdiğimde karşılaşmanın 10. dakikası oynanıyordu.

Çok garip bi yönetimimiz var. Yani yönetim diyorum çünkü bu ihalenin başka biyere kalma şansı yok sanırım. Kuzey üst tribündeydim maçta. Koca üst tribün için sadece 2 turnike çalışıyor. Diğerleri kapalı ve sol ve sağ köşelerdeki turnikeler kaldırılmış. Be adam iyi güzel stadımız var ama nedir bu rezillik ?

Neyse kaza bela girdik içeri. Maçın başındaki ofsayt olmayan ama hakemin verdiği ofsayt pozisyonunu kaçırmışım. Biz dışarda tribündeki yerimizi almaya çalışırken hakemler maçı katletmeye başlamışlar yani.

İlk yarı çok iyi oynadık. Galatasaray top çeviremedi. Çok baskılı oynadık fakat hakem ve Galatasaray defansı her seferinde futbolcularımızın kolundan ayaklarından çekerek engel oldular. Hakem demek ne kadar doğru bilmiyorum ama altına giydiği Galatasaray formasıyla sahaya çıkan bir Tolga Özkahya vardı.

Her pozisyonumuzu kesti bir şekilde. Keita dünyada adını duyurabilen bir futbolcu olabilir. Yani başka bir deyişle belki dünya starı olarak adlandırılabilir birileri tarafından. Hakan'ın kırmızı kart gördüğü pozisyonda tribünden pek birşey kestiremedim doğrusu. Eve geldim hemen bilgisayarın başına geçtim o pozisyona çok takılmıştım çünkü. İlk başta Keita kendini öyle bir yere yattı ki sanki taramalı tüfekle peş peşe ateş edildi. Dedim kesin arkadan biçti Hakan. Pozisyonu tekrar alıp izlediğimde gördümki Hakan'ın sert olacak bir müdahelesi yok. Bu durum harbiden beni çok şaşırttı bilgisayarımın başında.

Tekrar maça dönecek olursak, yine de takımımız eski performansına bir türlü ulaşamadı. Gökhan Emreciksin ve Mehmet Eren'in sürekli olarak istikrar sağlayamamaları takımı zor durumda bırakıyor. Önümüzde önemli bir denizli deplasmanı var umarım galip gelir ve zirve yarışına devam ederiz.

30 Ocak 2010 Cumartesi

Kayserispor-Gençlerbirliği

Evet ikinci sezonun ilk karşılaşması. Uzun bi aranın ardından takımı izleme fırsatı bulmuştuk. Biletler erkenden alındı. Erken saatte yağmaya başlayan kar yağışı maça gelecek seyircilerin bir kısmının gelmesine engel oldu.

Erken saatte tribündeki yerimi aldım. Yanlız staddaki rezalet yine bitmemiş bunu farkettim. Eskiden koltuklar çamur olurdu. Oturmak için çok uğraşılıyordu. Alıştık gerçi oturmasakta pek problem olmuyor benim açımdan. Aksine ayakta olmak daha çok zevk veriyor tribünde. Taraftar grupları yavaş yavaş yerlerini almaya başladılar.

İlk maça nazaran beklediğim performans yoktu takımda. Peş peşe hatalar, akıl almaz şekilde peş peşe geldi. Gençlerbirliği futbolcularıda ayak uydurdu ve karşılıklı top kayıplarıyla geçti resmen karşılaşma.

İkinci yarının ilk karşılaşmasında bekleneni bulamadık.